kalıcı dövme

Dövme - Tattoo nedir? Nasıl yapılır?

İnsan bedeninin farklı malzemeler kullanılarak çeşitli uygulamalarla süslenmesi olgusunu, tarihin çok eski dönemlerinde görmek mümkündür.

"İnsan, niçin bedenini süslenme gereksinimini duyar?" "Bu durum yalnızca beğenilme, güzel görünme isteğinden mi ileri gelmektedir, yoksa bunun daha farklı ve derin anlamları mı vardır?"

Bu yazıda TATTOO olarak adlandırılan süslenme biçimleri arasında yer alan; "dövün, sim, dak, dağ" gibi isimlerle bilinen dövme adetinlerinden ve bu adetlerin Anadolu'da bin yıllardır vücut bulmuş yansımalarından söz edilmeye çalışılacaktır. Dövme; deri tarafından tümüyle yok edilemeyen bir boya maddesinin, belirli bir teknikle alt deri yüzeyine kadar işlenmesi olarak tanımlanabilir. Alt deriye ulaşmak için, sivri uçlu bir araçla yarıklar veya delikler açılır. Açılan bu yarıklara iğne, diken gibi bir araç yardımı ile gerekli boya maddesi aktarılır. Ya da Eskimoların kullandıkları farklı bir teknikte olduğu gibi, deri iğneyle delindikten sonra, is'e bulanmış bir iplik deriye geçirilerek, boya deri altına yerleştirilir. Diğer bir teknik; açılan yarıklara barut veya güherç içeren karışımları yayarak bunları ateşlemektir. Bu işlemlerden, özellikle derinin yakılması işleminden sonra deride hiçbir zaman çıkmayan açık veya koyu mavi renkli bir yanık izi oluşur.

Dövme yapılırken en çok kullanılan boya maddesi is'tir. İs'le birlikte çivit, antimuan tozu, kavrulup dövülmüş kemik tozu, çeşitli bitki özleri, safran ve kına kullanılır. Bu malzemelere göre deride beliren izler, kırmızıya yakın bir tonda olabilir. Yaptıranın uzun süre acıya katlanmasını gerektiren dövmenin yapıldığı mevsim de önemlidir. İyi bir dövme elde etmek için kaynak alınan litaratür; ilk çağlarda kamış ve yaprak boyaları ile yapılan dövmelerden söz etmekte, M.Ö.2000'lerden kalma Mısır mumyalarında bu dövmelere rastlanıldığını belirtmektedir.

İlkbahar dövme yaptırmak için en uygun mevsim sayılır. Hun kurganlarında çıkan cesetlerde, son derece kıvrak çizgilerle ve dekoratif bir anlayışla yapılmış düşsel yaratıklar ve koç figürlerinden oluşan dövmeler görülmektedir. Dinsel-mistik kaynaklı bu dövmelerin is olduğu ihtimali bulunan bir boyanın, deriye şırınga edilmesi ile oluştuğu düşünülmektedir. Pazirik kurganında, bir başka ana ait cesette bulunan dövmelerde olduğu gibi, Hunlarda da sadece asil ve kahraman kişilerin dövme yaptırabildiği, daha sonraları Kazak ve Kırgızlarda devam eden bu geleneğin yine kahramanlık niteliği taşıyan bireylerce uygulandığı bilinmektedir. Tastik mezarlarında ve daha sonra Altın Yiş mezarlarının birinde bulunan cesetlerde, vücudun bazı kısımlarının av sahnelerini tasvir eden dövmelerle süslü bulunduğu görülmektedir. Eski Roma'da, suçluları ve köleleri tanımaya yarayan dövmelere 19. yüzyıl İngiltere'sinde de rastlanılmaktadır. Cezayirli gemiciler aracılığı ile Osmanlı denizcileri arasında da yaygınlaşan dövme; XVII. yüzyıldan itibaren Yeniçerilerce bağlı bulundukları "orta'yı" simgelemek amacı ile yaptırılmaya başlanmış, Yeniçeri ocağının kapatılışına değin sürmüştür. İlkel topluluklarda dövme yapılırken törenler düzenlenirdi. Dövmeyi yapan kişi birtakım dinsel ve büyüsel kuralları yerine getirmek zorundaydı. Çeşitli model ve örneklere göre yapılan dövmelerin deriye işlenişi bazen aylarca kimi zaman birkaç yıl sürebilirdi. Dövmecilik, özellikle Okyanusya'da bulunan bazı adalarda (Markiz, Şamoa) ve Yeni Zelanda'da gelişmiştir. Deride yara açılarak yapılan dövme tekniğine Avustralya ve Merkezi Afrika yerlilerinde de rastlanılmaktadır. Dövmenin estetik yönüne göre çok daha önem taşıyan, yani hemen hemen her zaman; dinsel, büyüsel, sağaltıcı, toplumsal ve cinsel rolleri belirleyici, bağlı bulunan topluluğun işaret edici özelliği olmuştur.

 

Anadolu'daki dövme adetinin de bu yaklaşımla ele alınarak incelenmesi daha doğru olacaktır. Dövme adeti özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yaygınlık kazanmıştır. 1991 yılında Gaziantep Barak bölgesinde iki Türkmen ve bir Kürt köyünde yaptığım araştırmalarda 40-45 yaşın üzerindeki erkek ve kadınların el, yüz ve vücutlarında, yörede "dövün" olarak adlandırılan dövmelere rastladım. Bu kişilerde el, yüz ve vücudun çeşitli bölümlerinde bulanan dövünler; 18-20 yaş civarı genç kızlarda yalnız sağ yanakta bir nokta şeklinde yer almaktadır. Yörede "gurbet" adı verilen, geçimini boncuk, iğne gibi ufak tefek gereçler satıp, karşılığında yumurta, arpa, buğday vb. alarak karşılayan küçük gezici gruplar tarafından, 15-20 yıl öncesine kadar isteyenlere dövün yapıldığı, şimdi ise bu uygulamanın devam etmediği belirtilmiştir. Dövün yapılmadan önce, dövmeyi yaptıracak kişi ya da "gurbet" tarafindan belirlenen şekiller yanmış kibrit çöpü yardımı ile vücut üzerine çizilir. Üç ya da dokuz adet olarak (bu rakamların mistik özelliği bilinmektedir) bir araya getirilerek sıkıca bağlanan iğnelerle deri dövülür; koyun ödü ve kazanların altından toplanan is'le hazırlanan karışım, bu dövülme sırasında alt deriye yerleştirilir. Kabuk bağlayan bu yara, zamanla iyileşir ve desen belirir.

Dövün; kadınlar tarafindan özellikle çene, çene altı, ayak bileği, boyun, göğüs ve el üstlerinde tercih edilmekte, erkeklerde ise burun üzeri ve alın ortasında, el üstlerinde, el bileğinde ve kollarda buna rastlanmaktadır. Bilinen dövme motifleri arasında; kadınlarda el üstü ve ayak bileklerinde rastlanan tarak ve ayna, genellikle yüze yapılan yıldız ve ayak bileklerinde halka motifleri önemli yer tutmaktadır. Bunlarla beraber 60 yaş civarındaki birkaç kadında dikkati çeken; çene altından başlayarak, boyunda devam eden ve iki göğüste şekillenen ceren motifidir. Erkeklerde daha çok şakaklarda ve kollarda yoğunlaşan Arap harfleriyle yazılmış isim ve ibarelere, arslan, yılan, ay gibi şekillere rastlamak mümkündür.

Dövmelerin ne için yapıldığı sorusuna genel olarak, "süslenmek" yanıtı verilmekle beraber; 60 yaş üzerindeki kadın ve erkekler uğur getirdiği, kazancı artırdığı, bereketi sağladığı inancı ile dövme yaptırdıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca çocuğu olmayan kadınların bellerine yaptırdıkları dövme sayesinde çocukları olacağına ilişkin inanç mevcuttur. Ancak kentlerde çok yadırgandıkları, torun ve çocukları tarafindan çağdışı bulunduğu için büyük bir çoğunluğu dövmeyi sevmediğini söylemektedir. Asitli maddelerle yüzlerinden bu izi çıkarmak istemişler, ancak başarılı olamamışlardır. 1994 yılında Çankırı'da bir Türkmen köyünde yapılan çalışmada ise 50-55 yaş civarındaki kadınlarda, burnun üst kısmı ve alnın ortasında bulunan ay-yıldız şeklinde dövmenin dışında vücudun başka hiçbir yerinde dövmenin bulunmaması dikkati çekmiştir. Bu dövmenin özelliği ise; kız sütünün (yeni doğum yapmış ve kız çocuğu olmuş bir annenin sütü) is'le karıştırılması, bu karışımın dövmede kullanılmasıdır. Dövme yapılırken yine üç iğne bir araya getirilmekte, çeşitli kaynaklar bunun atalarından kalma bir süs olduğunu belirtmektedirler. Urfa, Mardin ve Diyarbakır'da dövme; dak ya da dek olarak da anılmaktadır. Bu yörelerde en fazla dikkat çeken dövme motifi, özellikle şakaklarda görülen beş parmağı stilize eden şekildir. Bu şekillere Gaziantep'te de rastlamak mümkündür. Bu motif S.V. Örnek'in de belirttiği ve Kızılcahamam'da "Yenge Mezarı" olarak anılan kadın mezarlarının başucuna konulan tahta işaretlerle büyük benzerlik taşır. Dövme motiflerinde mezar taşlarından, dokumalarımıza, mimarimizden, işleme tekniklerimize kadar uzanan ve hemen hepsinde dinsel, büyüsel, mitolojik, sosyal ve cinsel statü, aşiret işareti niteliği taşıyan motiflerin benzerlerini bulmak mümkündür. Bu motiflerin kişiyi rahatsızlıklardan, nazardan koruduğuna, güzellik ve yiğitlik getirdiğine olan inanç halen devam etmektedir. Günümüzde Batı'da çok yaygın bir uygulama alanı bulunan dövme, kentsel yaşamda özellikle gençler arasında giderek daha çok ilgi çeken bir süslenme biçimine dönüşmüştür. İstanbul'da dövme yapan bazı sanatçılar, dövme yaptıkları makinenin batma derinliğini ayarlayabildiğini, steril koşulların dövme yapımında büyük önem taşıdığını belirtmektedir. Bu kişilere göre dövme yaptıranlar, cinsel bakımdan daha çekici görünme, kendini güçlü hissetme, dikkat çekme, farklı olma ve süsleme amacı ile bu uygulamaya başvurmaktadır. Geçici dövmeler dışında vücuttan çıkarılması ancak cerrahi bir operasyonla gerçekleşen dövmelerin genellikle bayanlar arasında yaygın olduğu belirtilmektedir. Kısa bir değerlendirme yapıldığında Anadolu'da dövme adetinin; - Dinsel-büyüsel Köken - Bir aşirete olan bağlılığa yani bir anlamda damga niteliği oluşu - Süslenme olgusu taşımas - Hastalık ve nazardan koruması - Uğur ve tılsım niteliği bulunması gibi çok genel başlıklar altında toplanan nedenlere dayandığı söylenebilir. Günümüzde geleneksel kesimde önemini kaybetmiş durumda bulunan dövme adeti, kentsel kesimde giderek yaygınlık kazanmaktadır.

Kaynak: Fatih SERDAROĞLU – DÖVME KİTABI